Etiket arşivi: nedir

Ararot

Ararot (Maranta arundinacea): Çeşitli bitkilerin köklerindeki yumrulardan elde edilen kokusuz ve tatsız, nişastaya benzeyen, sindirimi kolay beyaz bir toz olan Ararot “Maranta nişastası” olarak da bilinir.

Ararot ve Ararotun Faydaları
Ararot

Ararotun Faydaları: Çocuk gelişimini destekler. Nekahat devresini kısaltır ve halsizliği giderir. Bu nedenle, çocuklar ve hastalar için muhallebi gibi yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılır.

Ararot nasıl kullanılır? Çocuk mamalarında sıklıkla kullanılır. Hastaların halsizliğini gidermek için de hastalara verilir. Ayrıca, meyveli jölelerde kıvamı tutturmak için ve dondurmalarda buz parçacıkları oluşmasını önlemek için de kullanılmaktadır.


Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !

Zatürre Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Zatürre Nedir? Halk arasında akciğer iltihabı, tıp dilinde ise pnömani olarak bilinen zatürre, sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. 3 çeşittir.

Zatürre Nedenleri: İltihaplanmaya virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar sebep olmaktadır. Zatürre’ye yol açan 30’un üzerinde mikroorganizma tanımlanmıştır.

Zatürre Belirtileri: En belirgin belirtileri sancı, yüksek ateş ve öksürüktür. Hastada genel bir halsizlik görülür. Ayrıca, iştah azalması ve kilo verme, dalgınlık, baş dönmesi, şiddetli baş ve boğaz ağrısı, balgam, aşırı susuzluk hissi, kuru ve beyaz dil gibi belirtiler de görülebilir.

Bu genel nedenlerin ve belirtilerin dışında zatürre türlerini ayrı ayrı inceleyecek olursak:

Lober Pnömoni: Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu zatürre türüdür. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

Virüs Zatürresi: Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürredir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

Bronköpnomoni: İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de
kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur.

Zatürre Tedavisi: Doktor tedavisi şarttır. Diğer taraftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına, içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez.

Verem Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi, Nedir? Nedenleri

Verem Nedir? Verem, diğer adıyla tüberküloz, Koch basili adındaki verem mikrobundan kaynaklanan bulaşıcı bir hastalıktır. Verem mikrobunun temel yerleşim yeri akciğerler olmakla birlikte kan yoluyla tüm vücuda yayılabilir.

Verem Nedenleri: Hastalığın ana nedeni, koch basili denilen verem mikrobudur. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, şeker hastalığı, üzüntü ve stres, grip, boğmaca ve kızamık gibi hastalıklar vücut direncinin azalmasına ve buna bağlı olarak da hastalığın bulaşma ihtimalinin artmasına neden olur.

Verem Nasıl Bulaşır? Verem, verem mikrobunu taşıyan aktif verem hastası kişilerden öksürük, hapşırma ya da yakından konuşma sonucu hava yoluyla bulaşır.

Verem Belirtileri: Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar.

Üçüncü devrede, verem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir.

Verem Tedavisi: Tedavinin ilk şartı iyi beslenme ve temiz havadır. Ayrıca, genel sağlığı ve morali korumak vücut direncini arttırmak ve iyileşmeyi kolaylaştırmak açısından önemlidir. Hastalanan kişinin tanısı konulduktan sonra mutlaka en az 6 ay süreyle, başta çeşitli antibiyotikler olmak üzere, ilaç tedavisi görmesi gerekmektedir. İlaç tedavisinin sonucunda iyileşme görülen hastalar belli aralıklarla Verem Savaş Dispanseri’ne kontrole giderler.

Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Tansiyon Nedir? Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. Tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterebilir.

Yaşlandıkça bir miktar tansiyon yükselmesi normaldir.

Büyük tansiyon, 11’den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. Ancak 11’in hemen altında olan değerler kişinin o anki geçici durumundan da kaynaklanabilir, örneğin yeni uykudan kalkan birinin nabzı düşük olacaktır. Ancak, 11’in çok altında değerler önlem alınmasını gerektirir.

Tansiyon düşüklüğünün nedenleri: Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle, tansiyon düşüklüğü tanı ve tedavisi için doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Tansiyon düşüklüğü belirtileri: Baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, kalp çarpıntısı, yorgunluk, uyku hali ve görme bozuklukları en sık görülen belirtileridir ancak bu belirtiler başka nedenlerden de kaynaklanabileceği için tek başına yeterli veri vermeyebilir. En sağlıklı yöntem bir tansiyon aleti ile tansiyonu ölçmektir.

Tansiyon düşüklüğü nasıl tedavi edilir? Tedavi, tesbit edilen hastalığa göre yapılır. Geçici tansiyon düşüklüğünde tuzlu ayran içirilirse faydası görülebilir.

Pek çok zaman tansiyon düşüklüğü ile kan şekerinin düşmesi karıştırılabilmektedir. Bir bardak bal şerbeti içmek de faydalı olacaktır. Fakat şikayetlerin devam etmesi halinde bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

Siyatik

Siyatik Nedir? Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan sinir ağrısına siyatik denir. Halk arasında sinir romatizması olarak da adlandırılır.

Siyatik Belirtileri: Siyatik ağrısı, bazen birdenbire gelebileceği gibi bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar.

Siyatik Nedenleri: Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabı olabilir. En çok karşılaşılan neden ise disk kayması sonucu siyatik siniri dediğimiz sinirin kayan disk tarafından sıkıştırılmasıdır.

Bir şey taşırken ya da çalışırken yapılabilecek ters bir hareket disklerin yerinden oynamasına neden olabilir. Aslında, insan vücudu doğru kullanıldığı takdirde çok dayanıklı yaratılmıştır ancak bilinçsiz ve yanlış hareketler sonucu bu tür sağlık sorunları oluşabilmektedir. Örneğin; yerden ağır bir yük kaldıracağımız zaman sırtımızı kambur haline getirip kaldırmaya çalışırsak omurgamıza gereksiz yere kat kat fazla yük bindirmiş oluruz. Bunun yerine diz çökerek ve kaldıracağımız yükü kendimize mümkün olduğu kadar yakın tutarak ve sırtımızın da dik olmasına özen göstererek kaldırırsak omurgamız aynı yükü kaldırmak için çok daha az baskıya maruz kalacaktır.

Siyatik Tedavisi: Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.

Siyatik tedavisinde öncelikle dinlenme, sıcak ve fizik tedavi uygulamaları yapılır; ağrı kesici ilaçlarla birlikte özellikle B vitamini ve kortizonlu ilaçlar da verilebilmektedir. Doktor kontrolünde verilen egzersizler kişinin eski gücüne ve sağlığına kavuşmasında çok faydalı olmaktadır.

Epilepsi (Sara) Nedir? Belirtileri, Nöbeti ve Tedavisi

Epilepsi Hastalığı Nedir? Epilepsi, daha bilinen ismi ile Sara, bir sinir hastalığıdır. Beyindeki sinir hücrelerinin bulundukları yere göre farklı belirtiler görülebilir.

Epilepsi nöbetleri, dalgınlık şeklinde ortaya çıkabileceği gibi; istemdışı kasılmalar, bilinç kaybı, kendinden geçme şeklinde de ortaya çıkabilir.

Epilepsi Nedenleri: Epilepsi oluşumunda genelde kesin bir sebep bulunmamakla birlikte, epilepsinin sık rastlanılan sebepleri arasında doğuştan ya da doğum esnasında olan beyin hasarları, beyin yaralanmaları, beyin damarlarındaki hastalıklar, beyin tümörleri, alkol ve madde kullanımı gibi durumlar sayılabilir.

Epilepsi Belirtileri: Sara Nöbeti hiç bir uyarıcı olmadan ortaya çıkabileceği gibi; stres,alkol kullanımı, aşırı ya da yanıp sönen ışık gibi beyni uyaran durumlar, uykusuzluk, yanlış beslenme vb. Sara Nöbeti için birer tetikleyici olabilir.

Epilepsi Tedavisi: Sara, doktorun belirlediği uygun ilaçlar kullanılarak, genellikle büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Bununla birlikte kimi durumlarda cerrahi müdahele de gerekebilmektedir. Uygun tedavi için bir doktora danışılmalıdır.

Sara hastası kişiler, nöbet sırasında kendinden geçebildikleri için kolayca yaralanabilirler. Bu sebeple, epilepsi hastalarının kullandıkları ve yaşadıkları ortamların onlara uygun şekilde düzenlenmesi gerekir:

  • Yerlerin halı gibi yumuşak zeminle kaplanması,
  • Su kullanılan yerlerde elektrikli alet bulundurulmaması,
  • Sivri ve keskin uçlu alet ve eşyaların bulundurulmaması,
  • Epilepsili kişinin taşıt kullanmaması,
  • Kişinin çevresindeki, işyerindeki insanların hastanın durumundan haberdar edilmesi vb.

gibi önlemler, yaralanmaları en aza indirecektir.

Yakınlarda bir kişinin sara nöbeti geçirdiği görülürse; öncelikle kişinin zarar görmesini önlemeye çalışmak, saralı hastanın çevresindeki sivri uçlu, keskin, sert vb. cisimleri uzaklaştırmak gerekir. Eğer kişi nöbet esnasında kusuyorsa, bunu yutmasını engellemek için kişi yan yatırılmalıdır. Sara Nöbeti bir kaç dakika içinde durmamışsa ya da hastanın nefes alamadığı, hastada morarmalar oluştuğu fark edilirse hemen ambulansa yada en yakın sağlık kuruluşuna haber verilmelidir.

Saman nezlesi nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Saman Nezlesi Nedir? Alerjik rinit olarak da adlandırılan saman nezlesi, burun içi örtüsünün iltihaplanması durumudur. Saman nezlesi kimi insanlarda hafif seyrederken bazılarında çok ağır geçmekte ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Saman Nezlesinin Nedenleri: Havayla solunan parçacıklara karşı gelişen allerji saman nezlesine neden olmaktadır. Bunlar genellikle polenlerdir. Bu nedenle, daha çok, çiçeklerin açtığı bahar ve yaz aylarında görülür. Ayrıca, hayvan ve kuş tüyleri de alerjiye neden olabilmektedir. Ailesinde saman nezlesi olanların ve egzama, astım gibi başka alerjik hastalıkları bulunanların saman nezlesine yakalanma oranı daha fazladır.

Saman Nezlesi Belirtileri: Hastada aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma, sulanma ve kaşıntı, sulu burun akıntısı, öksürük ve baş ağrısı görülebilir.

Saman Nezlesi Tedavisi: Bütün alerjik hastalıkların tedavisinde olduğu gibi saman nezlesi tedavisi içinde öncelikle alerjiye neden olan etkenlerden korunmak gerekir. Bunun dışında, tedavi için genellikle saman nezlesi ilacı kullanmakta mümkündür. Bu ilaçlar hızlı sonuç vermekle birlikte kesin tedavi sağlamamaktadır. İlaç tedavisinin dışında aşı tedavisi de uygulanmaktadır. Aşı tedavisi ilaç kullanımından daha kalıcı etkileri olan fakat çok daha uzun bir tedavi sürecini gerektiren bir uygulamadır. Teşhis ve uygun tedavi için doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Romatizma

Romatizma Nedir? Romatizma, kemikleri, eklemleri, eklem çevresindeki dokuları ve hatta sinir köklerini etkileyen bütün hastalıkları adlandırmak için kullanılır. Bir başka deyişle, kaslarda ve özellikle eklemlerde kendini gösteren ağrılı hastalıkların genel adıdır. Romatizma her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Genel olarak Kadınlarda daha sık görülmekle birlikte bazı türleri erkeklerde daha sık görülür.

Romatizma Nedenleri: Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtımsal etkenler, cinsiyet, yaş, şişmanlık, nem, çeşitli iltihaplar, bazı ilaçlar romatizma ihtimalini arttıran etkenlerdir.

Romatizma Belirtileri: En sık görülen belirtiler eklemlerde, sırt, bel ve kalçalarda ağrı, eklemleri zor hareket ettirme, tutukluk, halsizlik, yorgunluk, şekil bozuklukları,
kalp sorunlarıdır. Özellikle uzun süre hareketsiz kalındığında ağrılar ve tutukluk artar. Bu nedenle, özellikle sabahları yataktan kalmakta güçlük çekilebilir. Eklemlerde oluşan iltihaplar şişliklere de neden olabilir.

Romatizma Çeşitleri: Temel olarak iltihaplı romatizma ve iltihaplı olmayan romatizma olarak ikiye ayrılır. Bulunduğu bölgeye göre de yumuşak doku romatizması, eklem romatizması ya da iç organlarda romatizma şeklinde ayrılabileceği gibi, romatizma bu bölgelerde birlikte de görülebilir.

Romatizma Tedavisi: Bütün hastalıklarda olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için erken teşhis ve tanı çok önemlidir. Çoğunlukla erken dönemde teşhisi zordur. Ama bir romotoloğun gözleminde hastalığın gidişatı gözlemlenerek doğru karara varılmalıdır. Çünkü belirli zamanlarda romatizmal hastalıklar değişiklik gösterebilmektedir. Bu yüzden teşhisi ve tanısı bazı durumlarda gecikebilmektedir. Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık müzmin bir şekilde sürebilir. Bu durumda romatizma tedavisinin uzun sürebileceği unutulmamalı ve verilen ilaçlara hekim kontrolünde devam edilmelidir.

Raşitizm Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Raşitizm Nedir? Çoğunlukla D vitamini eksikliğine bağlı olan ve genellikle 6 – 18 aylık bebeklerde ve çocuklarda görülen; omurga, kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına yol açan bir kemik hastalığıdır.

Raşitizm Nedenleri: En önemli nedeni güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğidir. Ayrıca, daha ender olmakla birlikte, bağırsaklardan yeterince D vitamini emilememesi de raşitizme neden olabilmektedir. D vitamini dışında kalsiyum ve fosfat minerali eksikliği de gemik gelişimini olumsuz yönde etkiler.

Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen (özellikle de anne sütü), yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında, belirgin bir şekilde ortaya çıkar.

Raşitizm Belirtileri: Başlıca belirti yetersiz kemik gelişimi sonucu görülen çarpık bacaklardır. Bebeklerin bacakları doğduklarında düz değildir, zamanla düzelir. Çocuk, büyümesine rağmen bacaklarındaki çarpıklık düzelmiyorsa bu raşitizm işareti olabileceği için önlem alınmalıdır.

Kemiklerdeki çarpıklığın dışında çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı olarak huysuzluk, sürekli terleme ve iştah azlığı, kabızlık ya da ishal şikayetleri görülebilir. Deri soluk ve kansız, adaleler gevşek olabilir. Raşitizm olan çocukların dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenirler. Düztabanlık da görülebilir.

Raşitizm Tedavisi: Raşitizm oluşmadan önlemini almak gerekir. Aksi takdirde biçim bozuklukları kalabilir.
Bebeklerde ve çocuklarda raşitizmden korunmak için öncelikle yeterli güneş ışığı almalarına özen göstermek gerekir.
Ayrıca, yeterli ve dengeli beslenmek ve mümkün olduğunca 2 yaşına kadar anne sütüne devam etmek her açıdan çok faydalıdır.
Bütün bunlarla birlikte, raşitizmden korunmak için artık bütün bebeklere D vitamini desteği tavsiye edilmektedir.
Bunun için doktorunuzun vereceği D vitamini takviyesini kullanmayı ihmal etmeyin.

Prostat

Prostat Nedir? Prostat, yalnızca erkeklerde bulunan, bir salgı bezidir. Temel görevi sperm taşınması için salgı üretmek ve depolamaktır.

Prostat Büyümesi

Erkeklerde, özellikle de 50 ve üzeri yaşlarda, zamanla Prostat Büyümesi başlar. Prostat büyümesi sonucu, büyüyen Prostat idrar akışını zorlaştırabilir ve hatta tamamen durdurabilir.

Prostat Belirtileri; sık sık idrara çıkma, kesik kesik ve azar azar idrar yapma, idrarı tutmakta zorlanma, idrarı tam boşaltamama hissi, idrar yapmaya başlamakta zorlanma, idrarın akış gücünün azalması vb. olarak sayılabilir.

Prostat Tedavisi: Prostat Büyümesinde, hastanın şikayetlerine ve herhangi bir istenmeyen durumun gelişip gelişmediğine bakılarak ilaç tedavisi yada cerrahi müdahale uygulanır. Teşhis ve uygun tedavi için doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri, Prostat Büyümesi ile benzer belirtileri göstermekle birlikte, Prostat Kanseri çoğu zaman hiç bir belirti göstermeden de ilerleyebilmektedir. Bu nedenle 45-50 yaşın üzerindeki erkeklerin düzenli olarak kontrolden geçmeleri önemlidir.

Prostat Kanseri nedenleri: Prostat Kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, çevresel koşulların yada kalıtsal özelliklerin Prostat Kanseri’nde etken olabileceği düşünülmektedir.

Prostat Kanseri Tedavisi: Prostat Kanseri’nin Tedavisi için erken teşhiş çok önemlidir. Hastalık erken teşhis edilirse, genelde kanserli doku ameliyatla alınarak hasta sağlığına kavuşturulabilir. Bu nedenle şikayetler ihmal edilmemeli ve belli bir yaşın üzerindeki erkekler düzenli olarak kontrole gitmelidir.