Şifalı bitkiler

Bitkiler besin maddeleri olarak bilinirler. Bunula birlikte bitkiler, binlerce yıldır ilaç, bakım malzemesi, parfüm ve boya yapımı amacıyla da kullanılmaktadır. Özellikle eski Mısır, Mezopotamya, Çin ve Hindistan medeniyetlerinde yüzlerce şifalı bitki içeren çeşitli kitaplar hazırlanmıştır. Daha sonra da bu kitaplar İslam ve Avrupa tıbbına temel teşkil etmişlerdir. Bilhassa, Avrupa’da “Avicenna” olarak bilinen büyük Müslüman tıp adamı, fizikçi, yazar, filozof ve bilim insanı olan İbni Sina’nın 800’den fazla bitkisel ve hayvansal ilaçtan bahsettiği “Tıp Kanunu (Canon medicinae)” kitabı Avrupa Üniversitelerinde yüzlerce yıl referans kitap olarak kabul edilmiştir.

İnsanlığın binlerce yılllık tarihi içerisinde şifalı bitkiler ve etkileri hakkında çok ciddi bir bilgi birikimi elde edildi. Ancak maalesef, öncelikle Avrupa ve Amerika’dan başlayarak, son yüz yılda bu bilgi birikimi bir kenara itildi. İlaç endüstrisinin giderek sentetik ilaçlara daha fazla yöneldi. Sonunda sentetik ilaçlar piyasaya büyük oranda hakim oldular.

Sentetik ilaçlar önceleri birer mucize gibi algılanmışlardı. Bitkilerin etkileri zayıf görünüyordu ve laboratuarda kimyasal yöntemlerle bitkilerin belli etken maddeleri ayrıştırılarak daha güçlü ve etkili olan ilaçlar elde edilerek hastalıkların çok daha kolay ve hızlı iyileştirileceği düşünüldü. Bir şifalı bitkinin içerisinde yüzlerce etken madde bulunabilmekte ve hedeflenen hastalığa karşı bu etken maddelerden sadece biri ya da bir kaçı etkili olmakta. Ya da öyle olduğu sanıldı… Bu nedenle, bu bitkilerden sadece etken maddeleri alıp bunları kimyasal yollarla çoğaltarak daha etkili ilaçlar üretildi. Bu durum tıp dünyasını oldukça heyecanlandıran bir gelişmeydi. Daha önce batıda tedavi edilemeyen bazı hastalıklar tedavi sürecine girmeye başladılar. Ancak zamanla, bu ilaçların da ciddi yan etkilere sahip olduğu ortaya çıkmaya başladı.

Sentetik ilaçların etkileri üzerinde yapılan araştırmalar, çoğu zaman, sınırlı deneklerle, sınırlı sürelerle ve güvenilirliği tartışmalı yöntemlerle gerçekleştirilmekte. Bu nedenle, yanetkiler tam olarak tespit edilemeden ilaçlar piyasaya sürülebiliyor. Bu ciddi bir sorun.

Peki, sentetik ilaçlar hastalıkları gerçekten tedavi edebiliyorlar mı? Yoksa, hastalıkları önce “kontrollü bir hastalık” haline getirip, sonra da hastaları sürekli ilaç kullanmak zorunda mı bırakıyorlar. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

Bütün bu tartışmalar, son bir kaç yüzyıldır ivme kazanmış olan “sentetik ilaç akımı” nı tersine döndürmeye başlamış durumda. Böylece, şifalı bitkilerin etkileri hakkında, hem tarihî birikim yeniden keşfedilmekte hem de yeni araştırmalar yapılmakta.

Şu da unutulmamalı ki, sentetik ilaçların yan etkileri olduğu gibi şifalı bitkilerin de çeşitli yan etkileri olabilmekte. Bu nedenle, bitkilerin tedavi amacıyla kullanımı bilinçli olarak yapılmalıdır ve bitki kullanımının doktorunuzun önereceği tedaviye alternatif değil, destekleyici olduğu unutulmamalıdır.

Bazı bitkilerin, faydalarının yanında, yüksek dozlarda zararlı etkileri de olabilmektedir. Bu nedenle, bitkileri doğru miktarda, doğru yöntemlerle, iyice araştırarak ve uzman kişilerden yardım alarak kullanmak gerekmektedir. Her hangi beklenmeyen bir etki görüldüğünde kullanılan miktarı yeniden ayarlamak ya da gerekiyorsa kullanımı tamamen kesmek gerekir.

Bitki kullanımında çocukların, hamilelerin, yaşlıların ve bazı hastalıkları olanların durumlarına özel hususlara dikkat edilmelidir.

Bir örnek vermek gerekirse; meyankökü, ülser şikayeti olanlar için faydalı bir şifalı bitkidir, fakat yüksek tansiyon şikayeti olanların tansiyonunun daha da yükselmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle, ülser şikayetlerine karşı ya başka bir alternatif bitki kullanılmalı ya da meyankökünün yanında tansiyonu dengeleyici olarak sarımsak da alınmalıdır. Ayrıca, bebeklerde, çocuklarda ve hamilelerde her türlü bitkisel ve sentetik ilacın kullanımının çok sınırlı olduğu bilinmelidir.

Sevgili Peygamberimizin beslenmeyle ilgili uyarıları sağlığımızı korumamız için çok önemli. İslam Peygamberinin şu tavsiyesini unutmamalı: O, midemizin 1/3’ünü suyla, 1/3’ünü yemekle ve kalan 1/3’ünü de havayla doldurmayı tavsiye etmektedir. İslam Peygamberinin yaşadığı dönemde, onun tavsiyelerine uyanların çok sağlıklı oldukları bilinmekte.

Bu bölümde, yüzlerce farklı şifalı bitkinin özellikleri, sağlık açısından etkileri ve faydaları ile kullanılışları hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Kişi oy verdi, 5 üzerinden ortalama puan: 5,00. Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Loading...

Yazıya yorum yapabilirsiniz